Sağlık Kuruluşlarının Hazır Gıdalarla Mücadelesi

Son yıllarda GDO kavramı çok sık telaffuz edilir oldu. GDO, genetiği değiştirilmiş organizma demektir.

Laboratuar ortamında bitkilerin genleri üzerinde çalışmalar yapılır, gen sayısı artırılıp eksilterek yeni bir tür yaratılmış olur.

GDO nüfus artışına paralel ihtiyaç duyulan gıda miktarını karşılamak için, çok sayıda üretim elde edebilmek için oluşturuldu, gerçekten de GDO ile birlikte üretim 6-7 katına çıktı.

Ancak doğanın dengesiyle oynarsanız doğa sizden fazlasıyla öcünü alır, sözünü desteklercesine GDO lu gıdalarla beslenen insanoğlunun bedeni tepki göstermeye ve hastalıklara davetiye çıkarır oldu.

 GDO’lu Gıdaların Etkisi

 

GDO’lu gıda sonuçta doğal değil ve insan bünyesi bunları tanımıyor ve vücut tarafından tam olarak da sindirilemiyor.

Hormonlar üzerinde kötü etki yapıyor, vücudun hormon yapısını bozuyor. Tüketici olarak burada bizim yapabileceğimiz GDO’lu ürünleri ve fabrika ortamında yapılan ürünleri talep etmemektir.

Ekonomide arz talep dengesi vardır, eğer yapay gıdalara talep olmazsa o zaman üretim yapan kuruluş ayakta kalabilmek için doğal, organik gıdalara yönelecektir.

Çocukların çokça tükettiği çikolata, gofret, pasta ürünlerinde akışkan krema elde etmek için palm yağı kullanılıyor.

Palm yağını karaciğer tanımıyor, parçalayamıyor ve karaciğerde depolanıyor, vücut asla sindirmiyor. Uzun yıllar sonra bu tip besinlerle beslenen insanda sağlık sorunları ortaya çıkıyor.

 Katkı Maddelerinden Uzakta Durun

saglık

Günümüzde çalışan anne zamanı olmadığı için hazır gıdalara yöneliyor. Hazır yoğurt alıyor, sonuçta yoğurdun raf ömrünü artırmak için içine katkı maddesi konuluyor.

Tavuk alıyoruz, tavuk 20-21 günde civciv halden yetişkin bir tavuk haline geliyor, yediği besinleri hormonlu olduğundan hayvan şişiyor. Sanayinin katkı maddesinin yönelmesinde gerekçeler, ürünün raf ömrünü uzatmak, mikrobiyolojik etmenleri gıdadan uzaklaştırmak, gıdaların renginde çekicilik oluşturmaktır.

Gıdaların içindeki katkı maddesi oranı devlet tarafından denetlenmeye tabidir, üründen alınan numunelerin laboratuvar ortamında toksik testleri yapılır; ancak gıda üreticisi olan o kadar kuruluş varken bütün parti üretimlerin testlerinin takibi devlet açısından oldukça zor bir durumdur.

 Devlet Obezite Oluşturan Gıdalara Vergi Koymalıdır

Tüketim alışkanlıklarını değiştirmenin en kolay yolu vergilendirmedir. Pahada ucuz ancak enerji yoğun hazır yiyeceklere devlet ek vergiler koyarsa tüketim alışkanlıkları değişeceğinden obezite ile bir anlamda mücadele edecektir.

Halk sağlığı üzerinde olumlu etki yapan, doğru beslenme adına kullanılan gıdalardan olan et, süt, tam buğdaydan yapılmış unlu mamuller, bulgur, meyve, sebze gibi gıdalarda vergiyi az koyarak hatta temel tüketim olan et, süt, yumurta gibi gıdalarda devlet

vergi alımından feragat ederek toplumu sağlıklı beslenmeye yöneltmelidir. Çünkü obezite olan, sağlıksız bir insanın maliyeti hem tedavisi, hem sağlıklı bir insan gibi çalışma hayatına katılamaması gibi nedenlerden dolayı daha fazla olmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.